Rahip Gabriele Amorth: Katolik Kilisesi’nin hayatı filme çekilen şeytan çıkarma görevlisi

Gabriele Amorth çocukken, her Pazar günü, Roma’nın yaklaşık 400 kilometre kuzeyindeki bir İtalyan şehri olan Modena’da Katolik ayinine götürülürdü.

Ancak dikkatini dini ayinlerden çok, kilisenin etrafında oynadığı saklambaça veriyordu.

O zamanlar bu yaramaz çocuğun dünyanın en ünlü şeytan kovucularından biri olacağını kimse tahmin edemezdi.

Şeytan çıkarma hakkında kitaplar yazan ve bir Netflix belgeseline de konu olan Peder Amorth 160 binden seans iddiasıyla, şimdi bir Hollywood filminin de kahramanı oldu.

Nisan ayında dünya çapında vizyona giren ve başrolünde Russell Crowe’un yer aldığı The Pope’s Exorcist isimli film, Peder Amorth’un iki kitabından uyarlandı.

2016 yılında 91 yaşında bir akciğer hastalığından ölen İtalyan din adamı, tecrübelerini, “Bir Şeytan Çıkarıcı’nın hikayesi” ile “Bir Şeytan Çıkarıcının Yeni Hikayeleri” kitaplarında toplamıştı.

Sürpriz atama

Gabriele Amorth 1 Mayıs 1925’te dünyaya geldi. İkinci Dünya Savaşı’nda bir partizan olarak Nazilere karşı savaştı ve hatta savaşın bitiminden on yıllar sonra askeri cesaret madalyasıyla ödüllendirildi.

Hukuk ve gazetecilik diploması aldı ve bir süre Hristiyan Demokrat Parti saflarında siyaset yaptı. Aynı yıllarda dini anlatı konusunda bir yeteneği olduğunu da keşfetmişti.

Peder Amorth, 1954’te rahip olarak atanmasına rağmen, ancak 32 yıl sonra şeytan kovucu ünvanı aldı. Bu kararın kendisine bağlı olmadığını söylediği de kayıtlara geçti.

Ataması, o dönem Roma Kilisesi’nin en üst idari yetkilisi olarak görev yapan ve şeytan çıkarma ayrıcalığını belirli rahiplere devretme yetkisine sahip olan Kardinal Ugo Poletti (1914-1997) tarafından yapıldı.

Peder Amorth, 1986 yılında bir sabah Kardinal Polleti’nin makamına uğramıştı.

Sohbet sırasında, 36 yıl boyunca Roma Piskoposluğunun şeytan kovucusu olarak görev yapan Peder Candido Amantini’ye (1914-1992) olan hayranlığından bahsetti.

Peder Amorth’ın aktardığına göre, Kardinal Poletti, Peder Amantini’nin asistanı olarak çalışması için o saniyede onu bir şeytan kovucu ilan etti.

Ele geçirilmiş olma emareleri neler

Peder Amorth birkaç gün sonra göreve başladı. İlk iş olarak Katoliklikte şeytan çıkarma seansının olmazsa olmazı 21 kuralı ezberledi.

Şeytan kovma seanslarında hem Eski hem de Yeni Ahit’te bahsediliyor. Vatikan ayinlerle ilgili yönergelerini en son 1999’da güncelledi.

Peder Amorth, kitaplarında da anlattığı gibi, ele geçirildiğini iddia eden herkes aslında bir şeytanla savaşıyor değil.

İtalyan din adamı, seansa karar vermeden önce, kişinin önce psikiyatrik bir sorunu olmadığını kanıtlamasını istiyordu.

Peder Amorth, “Öncelikle teşhisi görmek istiyorum” diye anlatıyordu.

Katolik Kilisesi doktrinine göre, vücuda şeytan girmiş olmasının temel emareleri şöyle:

Peder Amorth, şeytan çıkarma ayinlerinden birinde, 11 yaşındaki bir çocuğun dört iri yarı adamın elinden kaçtığını gördüğünü iddia etti.

O seansı “Küçük çocuk onları havaya fırlattı” diye anlattı.

Ama ele geçirilmenin en ciddi belirtisi olarak ‘kutsallardan nefret etmek’ gösteriliyor.

Vatikan, içine şeytan girmiş kişiye, kalabalıktan uzakta bir kilise içinde veya başka bir dini mekanda şeytan çıkarılma seansı yapılmasını tavsiye ediyor.

Ele geçirilen kişi hasta ise bu ritüel evde de yapılabiliyor.

Eğer hafif nitelikli bir vaka ise kişiye, koltukta oturur pozisyonda uygulama yapılabilir. Eğer ağır bir vaka ise sedye kullanılması öneriliyor.

Ayin sırasında, şeytan kovucuya din görevlisi olmayan kişiler de yardım edebilir.

Kilise bu kişilerin, fiziksel yardım verebileceğini ama asla ele geçilmiş kişi ile konuşmaması gerektiğini açıklıyor.

Şeytan çıkaran din adamının, fazla soru sormaktan kaçınması gerektiği, bunun bir diyalogdan çok ‘sorgu’ olduğuna dikkat etmesi isteniyor.

“Adın ne?”, “Yalnız mısın?” ve “Ne zaman çıkacaksın?” sorulacak sorulardan bazıları olarak öne çıkıyor.

Şeytan çıkarmanın amacının, ele geçirilen kişiyi adını açıklamaya zorlamak olduğu belirtiliyor.

Peder Amorth seansın bu bölümünü, “Adını söylemek onun için büyük bir yenilgi” diye açıklıyor.

“Her şeyden önemlisi, şeytan kovucu, iblise, sahip olunan kişiyi ‘İsa adına’ serbest bırakmasını emretmelidir” deniyor.

İlk seans “çok korkutucuydu”

Peder Amorth, şeytan çıkarma ayinlerinin ilkini 21 Şubat 1987’de gerçekleştirdi.

25 yaşındaki bir çiftçinin ele geçirildiğine inanılıyordu ve Peder Amantini, yeni yardımcısını bu vakaya göndermeye karar verdi.

Şeytan çıkarma, Roma’daki Papalık Üniversitesi Antonianum’da gerçekleştirildi. Daha seans başlamadansa bir sürpriz yaşandı.

Rahip ve ele geçirildiği iddia edilen çiftçinin yanında, bir de tercüman vardı.

Peder Amorth’a, ele geçirilmiş kişinin trans halindeyken yalnızca İngilizce konuştuğu söylendi.

Ve çiftçi, dine karşı küfür ifadelerini de Shakespeare’in dilinde haykırmaya başladı.

Başka bir olayda da Amorth, tanımadığı bir dilde küfürler söyleyen ve okuma yazma bilmeyen bir kadınla karşılaştı.

Rahip kitabında olayı anlatıyor:

“Biri bilmeceyi çözene kadar birkaç rahibin şeytan çıkarma ayinlerine katılmasını istemek zorunda kaldım: Aramice [İsa’nın kendisinin konuştuğuna inanılan eski bir dil] konuşuyordu”

Amorth, bir çocuk üzerinde yaptığı ilk şeytan çıkarma ayinini “korkunç” olarak nitelendirdi.

Ayinin bir anında, çocuğun gözlerinin “içe doğru döndüğünü ve başının sandalyenin arkasından sarktığını” yazdı.

Peder Amorth, kısa bir süre sonra, odadaki sıcaklığın korkunç bir şekilde düştüğünü ve ele geçirilmiş olanın havaya yükselmeye başladığını iddia etti:

“Orada hareketsiz, birkaç dakika havada asılı kaldı.”

“Kötülüğe” karşı bu savaşın kazanılması beş ay ve toplam 20 seans sürdü.

En uzun şeytan çıkarma vakasının sonuca ulaşmasının 30 yıl sürdüğü göz önüne alındığında ilk vakası hızlı sonuçlandı.

Seanslar ve küçük yaralanmalar

Peder Amorth seanslarda, kendi tabiriyle “küçük hediyeler” de aldı. Isırık, yumruk, tekme gibi…

Bir keresinde, çok sert görünmeyen bir tekme nedeniyle, bacağının 40 gün alçıda kaldığını anlattı.

Kendisine kaç kez tükürüldüğünün sayısını ise unuttuğunu söylemişti.

Rahibe kitaplarında yardım eden İtalyan gazeteci Marco Tosatti, “Amorth bazı savaşlardan (seanslardan) vücudunun her yeri mor çıktı” diyor.

Tosatti, Russell Crowe’un sinemaya taşıdığı karakterin ise bir yönünü eleştiriyor ve “Peder Amorth her zaman temiz traşlıydı. Ama filmi yargılamadan önce izleyelim” diyor.

Rahibin esprili bir mizacı olduğu da anlatılıyor.

Bir keresinde, “Tanrı’ya inandığını ama dinin yükümlülüklerini yerine getirmediğini” söyleyen bir kişiye, “Evet, şeytan da öyle yapıyor” dedi ve rivayete göre şöyle devam etti:

“Onlar da Tanrı’ya inanıyor ve fakat yükümlülüklerini yerine getirmiyor. Hatta şöyle diyeyim, ateist olan bir şeytana rastlamadım.”

1991’de Gabriele Amorth’un aklına bir şeytan kovucular derneği kurma fikri geldi. Ve bu fikrini ismini vermek istemediği bir kardinale açtı.

Ancak aynı kardinal bu fikre karşı “Bu tür şeylere inandığını düşünmemi istemezsin, değil mi?” çıkışını yaptı.

Peder Amorth, “yardımcı olabilecek bir kitap okuması” önerisiyle yanıt verdi.

Kardinal “Evet peki, hangi kitabı okumamı istersin Peder Amorth?” diye sordu.

Kardinali şaşkına çevirecek şekilde, Amorth “İncil” yanıtı verdi:

“İsa’nın cinleri kovduğunu bize İncil söylüyor. Öyleyse İncil de bir batıl inanç mı?”

Uluslararası Şeytan Çıkarıcılar Derneği (IEA), 13 Haziran 2014’te Katolik Kilisesi tarafından tanındı.

Brezilya’dan Monsenyör Rubens Miraglia Zani de derneğin üyelerinden biri.

2013 yılında bir şeytan kovucu olarak atandı, bir yıl önce Roma’da bir eğitim kursu sırasında Peder Amorth ile tanıştı.

Monsenyör Zani, “Kültürlü, neşeli ve zeki bir insandı” diye anlatıyor Amorth’u.

Netflix’te yayınlanan ayin kaydı

Hayatının son yıllarında, Gabriele Amorth günde ortalama beş şeytan çıkarma ayini gerçekleştirdi.

Ama hayatının bir döneminde günde 15 kadar seans yaptığı olmuştu.

Bu nedenle telesekreterine, şeytan çıkarma isteklerini haftada yalnızca bir saat boyunca iletebileceklerini söyleyen bir mesaj kaydetti:

“Program için yapılan aramalar yalnızca Pazartesi günleri, 18:30 – 19:30 saatleri arasında kabul edilir. Eğer Roma piskoposluğuna dahil değilseniz, lütfen kendi piskoposluğunuza başvurun.”

Nisan 2016’da Peder Amorth, klasikleşmiş bir korku filmi olan The Exorcist’in yönetmeni William Friedkin’den, bir şeytan çıkarma ayinini kaydetmek için izin isteyen bir mesaj aldı.

Amorth’un Friedkin hakkındaki düşünceleri olumluydu:

“Bazı sahneler gerçek dışı ve sansasyonel olsa da, filmdeki ayin büyük ölçüde doğruydu. Geniş bir izleyici kitlesine ulaştı ve şeytan kovucu figürünü tanıttı.”

Peder Amorth, çekime izin verdi ve Netflix belgeseli ‘The Devil and Peder Amorth”ta yer alan, 46 yaşındaki İtalyan mimar Cristina’nın şeytan çıkarma ayini kayıt altına alımdı.

Ayinlerde büyük cinsiyet eşitsizliği

Peder Amorth, yaptığı 10 şeytan çıkarma işleminden dokuzunda kadınların olduğunu söyledi.

Nedenini hiçbir zaman açıklayamasa da ama şeytanın, Meryem Ana’dan intikam almak istediğinden şüpheleniyordu.

Amorth bir seans sırasında daha sonra kitabında anlatılan şu diyaloğun yaşandığını iddia etti:

“Neden Meryem Ana’nın ismini çağırdığımda, İsa’yı çağırmamdan daha çok korkuyorsun?”

Cevap, “Çünkü bir insan tarafından yenilmek, O’na yenilmekten daha küçük düşürür beni” olarak geldi.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir