Kalp yetersizliği giderek artıyor!

Hastaneye başvuran her 2 hastadan 1’inin sonraki 5 yıl içinde yaşamını yitirdiği kalp yetersizliği, aynı zamanda 65 yaş üstü kişilerde en sık hastaneye yatış nedeni olarak saptanıyor. Bu gerçeğe dikkat çekmek amacıyla Türk Kardiyoloji Derneği (TKD) her yıl mayıs ayının ilk haftasında, ‘Kalp Yetersizliği Haftası’ kapsamında etkinlikler düzenliyor.

Dernek, bu etkinliklerde kalp yetersizliğinde farkındalık yaratmak adına hastalıkla ilgili güncel veri ve tedavi yöntemlerini kamuoyu ile paylaşıyor. Dün de ‘Kalp Yetersizliği Haftası’na özel ‘Kalp Yetersizliğine Blok, Hayata 3 Sayı!’ sloganıyla basketbol temalı bir etkinlik düzenlendi. Oyuncu Sarp Apak ve eski basketbol oyuncusu Serdar Çağlan’ın da katıldığı etkinlikte hastalıkla ilgili önemli bilgiler katılımcılar ile paylaşıldı.

“BU KONUDA ELİMDEN GELENİ YAPMAK İSTERİM”

Sarp Apak, “Çok önemli bir organizasyondu. Hepimizin bir kalbi var ve kalp yetersizliği hepimiz için bir tehlike. Tıp konusunda bir şey söyleyecek birisi değilim ama sadece bu olayın görünürlüğü için buradayım. Umarım kalp yetersizliğinin görünümünü artırmada biraz faydam olur. Bu konuda ben de elimden geleni yapmak isterim” dedi.

Apak sözlerini şöyle sürdürdü: “Çocukluğumdan beri spor yapıyorum. Ama spor salonunda değil de daha çok koşmaya, kardiyo yapmaya çalışıyorum. Maç yapmayı, küçük koşuları seviyorum. Yemekle ilişkimi de biraz düzeltmeye çalıştım. Artık daha mantıklı yiyorum. Tabii artık 41 yaşındayım. Hem mesleğim için dış görünüşüme dikkat etmeliyim hem de çocuk sahibiyim. Çocuk olduktan sonra hayata daha da uzun tutunmak istiyorsunuz.. Umarım bugünkü etkinliğin de birçok insana faydası olur.”

Serdar Çağlan ise “25 yıl çok ciddi şekilde spor yaptım.  Çok sıkı programlar, diyetler, gece erken yatmalar, seyahatler dolayısıyla çok doğru beslenmek zorundaydık. Basketbolu bırakınca da inanılmaz bir şekilde bu işi salmak durumunda kalıyoruz. O zaman yememiştim şimdi yiyelim, içelim diyoruz. Ben de bundan on sene önce doktora gittiğimde kolesterolümün çok yüksek olduğunu öğrendim. Neden? Çok tatlı yediğim için. Şimdi gerçekten çok değerli şeyler öğrendim ve burada olmaktan çok mutluyum” diye konuştu.

“EGZERSİZLERLE ÖNLENEBİLİR”

Prof. Dr. Muzaffer Değertekin de “Hem kalp yetersizliğinden korunma hem de kalp yetersizliği şikâyetlerinin azaltılması açısından fiziksel aktivasyona önem veriyoruz. Bu aktivasyonun düzenli yapılması temelde kişileri kalp hastalığından korur. Kişi hayatının bir döneminde kalp yetersizliği ile karşılaşmışsa kullandığı ilaçlar yanında doktorlarının önerdiği uygun egzersizleri yapabilir. Bu düzenli yürüyüş, fiziksel aktivasyonun el verdiği ölçüde aktivasyon ya da basit egzersiz olabilir. Ev içinde egzersiz de olabilir. Kişi bunları ne kadar yaparsa o kadar hem kalitesi artar hem de hastalığın ileri dönemlerindeki problemlerden biraz daha korunmuş olur. Ve hastalığın komplikasyonlarının da gelişmesini önleyebiliriz” önerisinde bulundu.

Kalp yetersizliğinin aniden çıkan bir durum olmadığının altını çizen Prof. Dr. Muzaffer Değertekin, sözlerine şöyle devam etti:

“Genellikle bir kalp hastalığının uzamış süreci sonucunda ortaya çıkan durumdur. Bu yüzden yapılması gereken ilk şey kalp hastalığının oluşmasını engellemektir. Bunun için de temel risk faktörlerinden korunmamız lazım. Sigara içmekten, obeziteden kendimizi korumaya çalışacağız. Bunun dışında yüksek tansiyon veya şeker hastalığı varsa bununla ilgili önlemler alacağız. Yiyecek seçimine dikkat edeceğiz. Özellikle tuz tüketimini çok kontrollü yapmamız lazım. Doymuş yağlardan uzak durmak lazım. Kalp yetersizliği toplumda giderek artıyor ve 70 yaş üzerinde yüzde 1-2’lere ulaşan bir kalp yetersizliği var. Bu sayı da artıyor ve ciddi bir problem haline geliyor.”

“AŞILANDI BAŞINA BU OLAY GELDİ’ DİYE BİR ŞEY YOK”

Prof. Dr. Değertekin, kalp yetersizliğiyle gerçekleşen ani ölümlerden de bahsetti:

“Şu sıralarda bu ani ölümler aşıyla özdeşleştiriliyor. Yapılan çalışmalar şunu gösteriyor, bütün toplum aşılandığı için bu konularda farkındalığımız arttı. ‘O da aşılanmıştı başına bu olay geldi’ diye bir şey yok. Eskiden de bu olaylar oluyordu ama şimdi herkes aşılı olduğu için bu olay aşılı kişinin başına geliyor. Ama tek başına yarattığı bir hastalık yok. Bilakis aşılı olanların hastaneye herhangi bir sebeple yatışı, corona virüsü sonrası dönemlerde azalmış durumda.”

“KADINLARDA DAHA FAZLA”

Prof. Dr. Ahmet Çelik de “Kalp yetersizliği Türkiye’de kadınlarda bir miktar daha fazla görülüyor. Çünkü kadınlarda diyabet, hipertansiyon, obezite gibi risk faktörleri daha fazla. Kalp yetersizliğinin belirtileri arasında nefes darlığı, efor aktiviteleri yapamama, çabuk yorulmadır. Dolayısıyla hastaneye daha geç gelenlerde ise artık ödem gelişmiş olur. Bacaklarda, karında şişliği, nefes darlığı, gece uyuyamamak gibi şikâyetler olur. Kalp yetersizliği yaşayanlar ilaçla tedavi edilebiliyor. Nakil cihaz tedavisi uygulayabiliyoruz” dedi. (DHA)

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir